18 Haziran 2026 Perşembe

Dünya Kupası ve Millî Takım

 

  Türkiye'de bunca haksızlık, hukuksuzluk, hak ve özgürlük gaspı, cumhuriyeti yıkmaya teşebbüs varken futbolun afyonlu etkisi gündemi değiştirsin istemem. Bu yüzden Türkiye'nin milli futbol takımı çok da yükselmemeli 2026 FİFA Dünya Kupası'nda, yoksa gündem değiştirmeye fırsat çıkar medyada. Diktatoryal rejim bunu hemen kullanır tıpkı milli takım için hazırladığı uçaklı-sihalı-silahlı -kısaca savaş aparatlı- iğrenç reklam filminde olduğu gibi.

  Oyuncu grubu da zaten bu ülkenin hâlinden memnun gibi. Biraz önce saydığım şeyler sanırım kimseyi rahatsız etmiyor. Rahatsız etmediği gibi faşizan rejimi destekleyici eylemlerde-eylemsizliklerde bulunuyorlar.

 

  Ülkenin entelektüel birikimine ve kültürüne değerler katmış Leman dergisi linçlenirken, linçi destekleyici ve yobaz mesajlar atan Kerem Aktürkoğlu'nun bulunduğu bir milli takımı destekleyemem. Siz unutsanız; ben unutmam.

    Merih Demiral desen bıyığından-imajından, zihniyetinden tam bir faşo.

  Sırf dünyanın ve İspanya'nın en önemli spor kulüplerinden biri olan Real Madrid futbol takımında oynuyor diye abartılan Arda Güler'in itici sümsüklüğü de ayrı bir mevzu. Kendi yaşıtı gençler protestolarda dayak yerken, gözaltına alınırken -kısaca ülkesinin refahı ve özgürlüğü için savaşırken-direnirken-cumhuriyet yıkılmasın diye çabalarken- ve saygıyı daha çok hakederken sırf futbol oynuyor diye birisine daha çok saygı duyulması normal bir durum değildir.

 

   Ayrıca Milli Takım'ı desteklediğini iddia eden kitle de bir acayip.

  Barış Alper Yılmaz, saçını sarıya boyatıp (zaten hep olan-yaptığı şey), tıpkı Ümit Davala'nın 2002 Dünya Kupası'ndaki mohawk tarzına benzer bir kesim yaptı diye şekilcilikle eleştiriliyor, toplum baskısı yiyiyor "ulan sen önce oyununu oyna saçına şekil-şukul yapacağına" diye. Toplum da yine bildiğiniz gibi yani: Farklılıkları kaldıramayan, metasal düzeyde bayağı yorumlarda bulunan bildiğiniz toplum. Peki şimdi sormak isterim niye Barış Alper Yılmaz'ın saçı bu kadar batar topluma ve saça bu kadar takılması (küfretmesi, eleştirmesi), toplumun esas şekilci olduğunun, farklı bir zihinsel düzeye geçemediğinin göstergesi değil midir?

 

  Ve Futbol Federasyonu Başkanı olan mafyatik tip. Fatih Terim'in yapıcı eleştirisini bile arkasına aldığı faşizan rejimin gücüyle, buranın sahibi biziz; benim de sahibim hükümet edasıyla kaldıramayan ve her ne kadar itici bulursanız bulun, ülke futbolu için önemli işler yapmış Fatih Terim'i tehdit edercesine söylemlere sahip olan bir federasyon başkanının himayesindeki bir milli takımı destekleyemem. Onurlu ve entelektüel kimse de desteklemez. Destekleyen varsa da problem değil. Zamanı gelince "siz sustunuz ama ben onurumla konuştum" diyeceğim. Problem değil.