“Bayramların tadı-tuzu kalmadı” veyahut “nerede o eski
bayramlar”
Tadı-tuzu
kalmaz tabii ki de o eski bayramların. Çünkü kimi o çok sevilen, methiyeler
düzülen Türk aile yapısının aslında matah bir şey olmadığının farkına varıyor;
kimisi de o aile yapısının çöktüğünü görüyor ve kimse böyle şeyler olmuyor gibi
davranıyor, bu durumu kimse itiraf edemiyor. Zaten bu toplumun genel davranış
kültürü budur olumsuzluklar karşısında: Halının Altına Atma Modeli.
Ayrıca
gittikçe kötüleşen ekonomik ve sosyal durumlar insanların birbirine
mesafelenmesini doğurdu. Bu mesafelenme iki biçimde gerçekleşiyor. İlk biçim,
zaten bir yerden bir yere gitmenin yaratacağı maddi ve manevi kayıp ile
alakalı. İkinci biçim ise yapılan akraba-eş-dost ziyaretlerinin birbirine üstün
gelme çabasıyla örtülü bir çatışma yani -aslında- örtülü bir mesafelenme
biçimiyle oluyor. Bu ikinci mesafelenme daha çatışmacı bir mesafelenme. Bu
mesafelenme biçiminde akrabalar-eş-dost birbirlerini ziyaret ettiklerinde
kendilerinin-çocuklarının maddi durumlarını ön plana çıkararak karşı tarafı
ezmesi ve eksik-yetersiz hissettirmesi üzerine kurulu. Kimsenin hislerden
bahsettiği olmuyor bu düzeyde-biçimde. Bu mesafelenme biçimi metasal düzeyde ve
sığ ilişkilenme durumlarında "altta kalan taraf" için(!) bayramdan
bayrama; misafirlikten misafirliğe süreklilik arz edince de ilk mesafelenme
biçimine de dönüşebiliyor; yani çatışma yerine iletişimsizliğe. Bu mesafelenme
biçimini ilk fark eden ise genelde -gelenekselciliğe kopuk ve karşı olması
bakımından da bir nev-i- gençler oluyor. Sadece gençler değil; kimse devamlı
yargılanacağı, üstten bakılacağı, kötü hissedeceği bir ortamda bulunmak
istemez. Böyle olunca da yavaş yavaş “ben gelmiyim”ler, “evde kalayım”lar
başlıyor. Aslında kendini bu ilişkilenememe, diyalog adı altında baskılama
yönteminden kurtaranlar onlar oluyor eğer ebeveynleri misafirliğe gittiği evin
genci üzerinden komplekse sokulmamış ve girmemiş ise. Çünkü ebeveynlerin eve
dönüşte evin gencinin başının etini yeme ihtimali var.
Aslında makro
olaylar ve mikro düzeyler arasındaki doğal ilişkinin de doğal yansımalarından
biridir bu bayramlaşma-bayramlaşamama durumu.
Tabi bu
çatışma durumunun bayramlarda ortaya çıkmasında yakınlık, ailevi şeylerin
ortaya dökülmesi ve geçmişin bahsinin açılması da etkilidir. “Bayramlar küsleri
barıştırır” denir ama bu tam tersine bir şekilde de işleyebilir. Bayram
ziyaretlerinde akrabalar arasında geçmişin yaşanmışlıkları bahis olunca,
kırgınlıklar, kızgınlıklar, kıskançlıklar da gün yüzüne tekrar çıkar. Bu konuda
hiçbir istatistik veri yok ama bayramlarda aile arasında çıkan kavgaların
sertliği daha büyüktür.
Esasen
günümüzde tüm olumsuz şartlara karşı kenetlenilmesi, maddi-manevi zararlara
karşı mücadele edilmesi gerekirken ailede, koruyuculuk işlevini yitirdi. Aile
işlevini yitirince toplum da çöktü. Bu yüzden -yine tekrarlıyorum- kimse
“nerede eski bayramlar” demesin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder