26 Mart 2026 Perşembe

Bayramların Sorumlusu ve Türk Aile Yapısı

 

“Bayramların tadı-tuzu kalmadı” veyahut “nerede o eski bayramlar”

 

  Tadı-tuzu kalmaz tabii ki de o eski bayramların. Çünkü kimi o çok sevilen, methiyeler düzülen Türk aile yapısının aslında matah bir şey olmadığının farkına varıyor; kimisi de o aile yapısının çöktüğünü görüyor ve kimse böyle şeyler olmuyor gibi davranıyor, bu durumu kimse itiraf edemiyor. Zaten bu toplumun genel davranış kültürü budur olumsuzluklar karşısında: Halının Altına Atma Modeli.

  Ayrıca gittikçe kötüleşen ekonomik ve sosyal durumlar insanların birbirine mesafelenmesini doğurdu. Bu mesafelenme iki biçimde gerçekleşiyor. İlk biçim, zaten bir yerden bir yere gitmenin yaratacağı maddi ve manevi kayıp ile alakalı. İkinci biçim ise yapılan akraba-eş-dost ziyaretlerinin birbirine üstün gelme çabasıyla örtülü bir çatışma yani -aslında- örtülü bir mesafelenme biçimiyle oluyor. Bu ikinci mesafelenme daha çatışmacı bir mesafelenme. Bu mesafelenme biçiminde akrabalar-eş-dost birbirlerini ziyaret ettiklerinde kendilerinin-çocuklarının maddi durumlarını ön plana çıkararak karşı tarafı ezmesi ve eksik-yetersiz hissettirmesi üzerine kurulu. Kimsenin hislerden bahsettiği olmuyor bu düzeyde-biçimde. Bu mesafelenme biçimi metasal düzeyde ve sığ ilişkilenme durumlarında "altta kalan taraf" için(!) bayramdan bayrama; misafirlikten misafirliğe süreklilik arz edince de ilk mesafelenme biçimine de dönüşebiliyor; yani çatışma yerine iletişimsizliğe. Bu mesafelenme biçimini ilk fark eden ise genelde -gelenekselciliğe kopuk ve karşı olması bakımından da bir nev-i- gençler oluyor. Sadece gençler değil; kimse devamlı yargılanacağı, üstten bakılacağı, kötü hissedeceği bir ortamda bulunmak istemez. Böyle olunca da yavaş yavaş “ben gelmiyim”ler, “evde kalayım”lar başlıyor. Aslında kendini bu ilişkilenememe, diyalog adı altında baskılama yönteminden kurtaranlar onlar oluyor eğer ebeveynleri misafirliğe gittiği evin genci üzerinden komplekse sokulmamış ve girmemiş ise. Çünkü ebeveynlerin eve dönüşte evin gencinin başının etini yeme ihtimali var.

  Aslında makro olaylar ve mikro düzeyler arasındaki doğal ilişkinin de doğal yansımalarından biridir bu bayramlaşma-bayramlaşamama durumu.

  Tabi bu çatışma durumunun bayramlarda ortaya çıkmasında yakınlık, ailevi şeylerin ortaya dökülmesi ve geçmişin bahsinin açılması da etkilidir. “Bayramlar küsleri barıştırır” denir ama bu tam tersine bir şekilde de işleyebilir. Bayram ziyaretlerinde akrabalar arasında geçmişin yaşanmışlıkları bahis olunca, kırgınlıklar, kızgınlıklar, kıskançlıklar da gün yüzüne tekrar çıkar. Bu konuda hiçbir istatistik veri yok ama bayramlarda aile arasında çıkan kavgaların sertliği daha büyüktür.

  Esasen günümüzde tüm olumsuz şartlara karşı kenetlenilmesi, maddi-manevi zararlara karşı mücadele edilmesi gerekirken ailede, koruyuculuk işlevini yitirdi. Aile işlevini yitirince toplum da çöktü. Bu yüzden -yine tekrarlıyorum- kimse “nerede eski bayramlar” demesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder